“Türkiye henüz su fakiri değil ama çok dikkat edilmesi gerekiyor”

Temiz su kaynaklarının risk altında olduğu farkındalığını artırmak üzere kutlanan Dünya Su Günü’nde, iklim değişikliğinin erişilebilir temiz su kaynaklarını olumsuz etkilediğine dikkat çekildi.

Dörtte üçü sularla kaplı yerkürede, 2,2 milyan insan temiz suya erişimiyor. Dünyadaki suyun yalnız yüzde 2,5’unun temiz su olduğunu belirten mühendis ve halk sağlığı uzmanlarına göre, kullanılabilir su miktarı yüzde 1’den daha az.

Dünya nüfusunun yüzde 18’i temiz suya ulaşamıyor. Su kaynaklarının azalması, göç ve salgın hastalıklar gibi olumsuz etkilere yol açıyor. Kirli suların neden olduğu hastalıklar nedeniyle her yıl 485 bin ölüm gerçekleşiyor.

Birleşmiş Milletler tarafından 1993 yılından itibaren kutlanan Dünya Su Günü’nün bu yılki temasını “Yeraltı suyunu görünür yapmak” oluşturuyor. Uzmanlar, iklim değişikliği kötüleştikçe, yeraltı suyu kaynaklarının giderek daha kritik hale geleceğine vurgu yapıyor.

Su stresi olan ülke

Türkiye bugün su sorunu yaşayan ülkelerden biri değil ancak son 20 yılda kişi başına düşen su miktarı 4 bin metreküpten bin 346 metreküpe indiği belirtiliyor. Türkiye kişi başına kullanılabilir su miktarı bakımından henüz su fakiri bir ülke olmasa da su stresi yaşayan bir ülke konumunda. Eğer etkili adımlar atılmazsa, 2030 yılındaki nüfus tahminlerine göre ülkemiz su fakiri bir ülke olacağı uyarıları yapılıyor. Çünkü, iklim değişikliği kötüleştikçe, yeraltı suyu kaynaklarının giderek daha kritik hale geleceğinin altı çiziliyor.

Su varlığına göre ülkeler, yılda kişi başına düşen kullanılabilir tatlı su miktarına göre sınıflandırılıyor. Bu değerin bin metreküpten az olması su kıtlığı, bin-bin 700 metreküp arasında olması su stresi, 1700 metreküpten fazla olması ise su zenginliği olarak nitelendiriliyor.

Temel insan hakkı

Halk sağlığı uzmanları temiz suya erişimin yeterli olmadığı durumlarda yaşananları şöyle özetliyor:

– Güvenli suya erişim sağlık için vazgeçilmez. Suyun nitelik ya da nicelik olarak yetersizliği sanitasyon ve hijyen sorunlarını da beraberinde getiriyor. Mikrobiyolojik açıdan kirli suların neden olduğu ishalli hastalıklar nedeniyle her yıl 485 bin kişi yaşamını yitiriyor.

– İshalli hastalıklar küresel hastalık yükünün yaklaşık yüzde 3,6’sını oluşturuyor.

– Gelişmekte olan ülkelerde hastalıkların yüzde 80’inden fazlası yetersiz içme suyu ve sanitasyon ile ilişkili.

– İnsanlar su kaynağının yetersizliği ya da su altyapısı yokluğu, kötü su yönetimi gibi nedenlerle güvenli suya erişemiyor. Dünyanın farklı bölgelerinde gittikçe artan su stresi tehdidi, ekonomik kalkınmayı, gıda güvenliğini, sağlığı, ekosistemleri, enerji üretimini, yoksulluğun ortadan kaldırılmasını ve cinsiyet eşitliğini olumsuz yönde etkiliyor.

– Dünya nüfusunun yarısının 2025 yılında su stresi altındaki bölgelerde yaşıyor olacağı tahmin ediliyor.

– Güvenli içme suyu ve sanitasyona erişim 2010 yılında Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından temel insan hakkı olarak kabul edildi.

– Türkiye’de kişi başına düşen su miktarı 2020 yılı itibariyle bin 346 metreküp. Buna göre ülke sanılanın aksine su zengini değil, su azlığı çeken ülkeler arasında yer alıyor. Bu değerin 2050 yılında bin 120 metreküpe düşeceği ve su kıtlığı için sınır değer olan bin metreküpe çok yaklaşacağı tahmin ediliyor.

Şebekeden alınmalı

– Güvenli içme suyuna erişim açısından bakıldığında Türkiye nüfusunun yüzde 97,6’sının içme-kullanma suyunu iyileştirilmiş su kaynağından sağlıyor. Ancak bunun içinde şebekenin payı yüzde 56,6 iken, şişe suyu ve damacananın sahip olduğu yüzde 28,2 pay düşündürücü. Toplumun temel içme-kullanma suyu kaynağı şebeke suyu olması gerekirken ambalajlı suların bu kadar fazla kullanılıyor olması belediyelerin temel görevlerini yerine getirmesi noktasında bir sorun olduğunu düşündürtüyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.