Merkez Bankası Ekim ayı PPK toplantısı özetini yayımladı

TCMB, Para Politikası Kurulu toplantı özetini paylaştı. Özette sürdürülebilir fiyat istikrarı hedefi doğrultusunda finansal istikrara yönelik riskleri de gözeten liralaşma odaklı bir yaklaşımın sergilenmeye devam edileceği belirtilirken, kredilerin büyüme hızı ve erişilen finansman kaynaklarının amacına uygun şekilde iktisadi faaliyet ile buluşmasının yakından takip edildiği vurgulandı.

PPK toplantı özetinde şu ifadelere yer verildi:

ENFLASYON GELİŞMELERİ

”Tüketici fiyatları Eylül ayında yüzde 3,08 oranında artmış, yıllık enflasyon 3,24 puan yükselişle yüzde 83,45 oldu. Bu dönemde, yıllık enflasyon alkol-tütün-altın grubunda bir miktar gerilerken, diğer gruplarda artmış, enflasyondaki yükselişe en belirgin katkı enerji ve hizmet gruplarından geldi. Enerji enflasyonundaki artışta, elektrik, doğal gaz, şebeke suyu gibi yönetilen/yönlendirilen kalemler ile katı yakıt fiyatlarındaki gelişmeler etkili olurken, uluslararası ham petrol fiyatlarına paralel olarak akaryakıt ve tüp gaz fiyatları geriledi. Eylül ayında, yıllık enflasyon hizmet ve gıdada yükseldi. Temel mal grubunda ise yıllık enflasyon dayanıklı mallarda gerilerken diğer alt gruplarda arttı. Jeopolitik gelişmeler neticesinde yüksek seyreden doğal gaz fiyatlarının yurt içi enerji fiyatlarına yansımasıyla, üretici fiyatlarındaki artış elektrik üretimi ve gaz imalatı öncülüğünde hızlandı. Bu görünüm altında, mevsimsellikten arındırılmış verilerle B ve C göstergelerinin aylık değişimleri bir miktar yavaşlarken yıllık enflasyonlarındaki yükseliş devam etti.

Gıda ve alkolsüz içecek fiyatları Eylül ayında yüzde 1,97 oranında artmış, grup yıllık enflasyonu 2,80 puan yükselerek yüzde 93,05 oldu. Yıllık enflasyon işlenmemiş gıdada 2,88 puan artışla yüzde 82,39’a, işlenmiş gıdada 2,52 puan yükselişle yüzde 102,90 seviyesine ulaştı. Mevsimsellikten arındırılmış veriler, işlenmemiş gıda grubunda taze meyve-sebze fiyatlarının taze meyve fiyatları kaynaklı olarak Eylül ayında yükseldiğine işaret etti. Diğer işlenmemiş gıdada pirinç, yumurta ve kuruyemiş fiyatlarındaki artışlar öne çıkarken, patates ve kırmızı et fiyatlarında azalış izlendi. İşlenmiş gıda fiyatlarındaki yükselişi ise ekmek ve tahılların yanı sıra konserve sebze ürünleri ve şeker ile bağlantılı ürünler sürükledi.

Enerji fiyatları Eylül ayında yüzde 7,39 oranında yükselmiş, grup yıllık enflasyonu 11,25 puanlık artışla yüzde 132,98 seviyesine ulaştı. Bu gelişmenin sürükleyicileri mesken tarife değişikliklerini takiben yüzde 20,98 oranında artan doğal gaz fiyatları ile yüzde 20 oranında artan elektrik fiyatları olmuş, şebeke suyu ve katı yakıt fiyatları da yüksek artış sergiledi. Diğer yandan, uluslararası ham petrol fiyatlarındaki gerilemeyi takiben bu dönemde akaryakıt ve tüp gaz fiyatlarında düşüş kaydedildi.

Hizmet fiyatları Eylül ayında yüzde 3,90 oranında artmış, grup yıllık enflasyonu 3,46 puan yükselerek yüzde 57,76 oldu. Bu dönemde, yıllık enflasyon tüm alt gruplarda yükselirken, özellikle ulaştırma hizmetleri ve kira alt gruplarındaki artışlar öne çıktı. Ulaştırma fiyatlarındaki artışta, karayolu ile şehirlerarası yolcu taşımacılığı ücretlerinde düşüş gözlenmesine rağmen servis ücretlerine bağlı olarak otobüs ile şehir içi yolcu taşımacılığı ile havayolu ve demiryolu yolcu taşımacılığı kalemlerindeki yükselişler etkili oldu. Bu gelişmelerle ulaştırma alt grubunda fiyatlar yüzde 6,95 oranında artmış, yıllık enflasyon 7,69 puan yükselerek yüzde 97,98 seviyesine ulaştı. Kira fiyatlarında aylık yüzde 5,45 artış kaydedilmiş, mevsimsellikten arındırmış veriler hızlanma eğiliminin devam ettiğine işaret etti. Diğer hizmetlerde ise üniversite ücretlerinde devam eden yükselişlere bağlı olarak eğitim hizmetleri ile birlikte trafik sigortasına istinaden sigorta hizmetleri ön plana çıktı. Önceki aylara kıyasla lokanta-otel alt grubunda fiyatlar daha ılımlı artış kaydetmiş, alt grup yıllık enflasyonu 0,39 puan yükselişle yüzde 81,34 olarak gerçekleşti.

Temel mal grubunda yıllık enflasyon Eylül ayında 0,58 puan yükselişle yüzde 77,49 oldu. Dayanıklı mal grubu fiyatlarındaki yüzde 0,98 oranındaki artışta elektrikli ve elektriksiz aletler öne çıkarken, mobilya fiyatlarındaki gerileme olumlu katkı sunmuş ve dayanıklı mallarda yıllık enflasyon 1,83 puan azalışla yüzde 89,96’ya geriledi. Yeni sezon etkisinin izlendiği giyim ve ayakkabı grubunda yıllık enflasyon 2,24 puan artarak yüzde 39,62 oldu. Diğer temel mallar alt grubunda kişisel bakım ürünleri ve ev ile ilgili temizlik malzemeleri öne çıkarken, ilgili grupta yıllık enflasyon 2,62 puan artışla yüzde 82,74 seviyesine yükseldi.

Piyasa Katılımcıları Anketi Ekim ayı sonuçlarına göre, cari yıl sonu enflasyon beklentisi yüzde 67,78 ile nispeten yatay seyrederken, 12 ay sonrasına ilişkin enflasyon beklentisi 0,60 puanlık sınırlı bir artışla yüzde 37,34 seviyesine işaret etti. Gelecek 24 aya ilişkin enflasyon beklentisi ise yüzde 21,17 seviyesinde gerçekleşti.

ENFLASYONU ETKİLEYEN UNSURLAR VE RİSKLER

Jeopolitik risklerin dünya genelinde iktisadi faaliyet üzerindeki zayıflatıcı etkisi artarak sürüyor. Önümüzdeki döneme ilişkin küresel büyüme tahminleri aşağı yönlü güncellenmeye devam etmekte ve resesyonun kaçınılmaz bir risk faktörü olduğu değerlendirmeleri yaygınlaşıyor.

Türkiye’nin geliştirdiği stratejik nitelikte çözüm araçları sayesinde temel gıda başta olmak üzere bazı sektörlerdeki arz kısıtlarının olumsuz etkileri azaltılmış olsa da uluslararası ölçekte üretici ve tüketici fiyatlarının artış eğilimi sürüyor. Yüksek küresel enflasyonun, enflasyon beklentileri ve uluslararası finansal piyasalar üzerindeki etkileri yakından izleniyor. Bununla birlikte, gelişmiş ülke merkez bankaları artan enerji fiyatları ve arz-talep uyumsuzluğu ile işgücü piyasalarındaki katılıklara bağlı olarak enflasyonda görülen yükselişin beklenenden uzun sürebileceğini vurguluyor. Ülkeler arasında farklılaşan iktisadi görünüme bağlı olarak gelişmiş ülke merkez bankalarının para politikası adım ve iletişimlerinde ayrışma artarak devam ediyor. Finansal piyasalarda artan belirsizliklere yönelik merkez bankaları tarafından geliştirilen yeni destekleyici uygulama ve araçlarla çözüm üretme gayretlerinin sürdüğü gözlendi.

Gelişmekte olan ülkelere yönelen portföy akımlarında küresel risk iştahına paralel olarak Ekim ayında hem borçlanma senetlerinden hem de hisse senedi piyasalarından çıkışlar devam etti. Bununla birlikte gelişmiş ülkelerin uzun vadeli tahvil faizlerindeki oynaklık ve küresel finansal koşulların seyri gelişmekte olan ülkelere yönelen portföy akımlarına ilişkin riskleri canlı tutuyor.

Liralaşma stratejisi kapsamında atılan politika adımlarının da etkisiyle Türkiye’nin Türk lirası cinsi devlet tahvili getirileri bu dönemde başta uzun vadede olmak üzere benzer ekonomilere göre daha olumlu bir performans sergiledi.

Enflasyonda gözlenen yükselişte; jeopolitik gelişmelerin yol açtığı enerji maliyeti artışlarının gecikmeli ve dolaylı etkileri, ekonomik temellerden uzak fiyatlama oluşumlarının etkileri, küresel enerji, gıda ve tarımsal emtia fiyatlarındaki artışların oluşturduğu güçlü negatif arz şokları etkili olmaya devam ediyor.

Uluslararası emtia fiyatları ve taşımacılık giderlerinde devam eden ılımlı görünüme rağmen, jeopolitik gelişmelerle yüksek seyreden doğal gaz fiyatlarının yurt içi enerji fiyatlarına yansıması sonucunda elektrik üretimi ve gaz imalatı öncülüğünde yıllık üretici enflasyonunda artış kaydedildi. Ana sanayi gruplarına göre incelendiğinde, yıllık enflasyon enerji ve dayanıksız tüketim mallarında daha belirgin olmak üzere alt gruplar genelinde yükseldi. Sektörel bazda bakıldığında ise, uluslararası doğal gaz fiyatlarını takiben önemli artışlar kaydeden elektrik üretimi ve gaz imalatının yanı sıra suyun arıtılması ve dağıtılması, giyim eşyası, kömür-linyit, içecek ile inşaat sektörüyle bağlantılı ürünlerin fiyatlarındaki artışların da belirgin olduğu izlendi. Diğer taraftan, mevsimsel etkilerden arındırılmış üretici fiyatları ana eğilim göstergeleri maliyet bazlı fiyat baskılarının sürmekle birlikte zayıflama eğiliminde olduğuna işaret etti.

2022’nin ilk yarısında güçlü bir büyüme gerçekleşti. Yılın ikinci yarısına dair öncü göstergeler ise zayıflayan dış talebin etkisiyle büyümedeki yavaşlamanın sürdüğüne işaret etmektedir. Sanayi üretimi Ağustos ayında mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış olarak bir önceki aya göre yüzde 2,4 oranında artarken, yıllık bazda artış yüzde 4,1 oranında gerçekleşti. Böylece aylık bazda bir önceki ayda köprü günlerinin de etkisiyle gerçekleşen üretim kaybı kısmen telafi edildi. Yılın ilk iki çeyreğinde sırasıyla yüzde 1,9 ve 0,9 oranında artan sanayi üretimi, üçüncü çeyrekte Ağustos ayı itibarıyla yüzde 3,9 oranında azalışa işaret etti. Bu dönemde sanayi üretimindeki çeyreklik bazda gerileme taşıt hariç imalat sektörleri geneline yayıldı. Perakende satış hacim endeksi Ağustos ayı itibarıyla bir önceki çeyreğe göre artarken dönemlik büyüme hızı yavaşladı. Benzer şekilde, üçüncü çeyrekte kartla yapılan harcamaların dönemlik bazda artışı ivme kaybetti.

İmalat sanayi üzerindeki dış talep kaynaklı baskıların iç talep ve arz kapasitesi üzerinde şimdilik sınırlı olan etkileri yakından takip ediliyor. İktisadi Yönelim Anketi, PMI ve sektörel güven endeksleri gibi anket bazlı göstergeler ile diğer yüksek frekanslı veriler iktisadi faaliyette ivme kaybının devam ettiğine işaret ediyor. İmalat sanayi firmalarının kayıtlı iç ve dış piyasa siparişleri ile geleceğe yönelik sipariş beklentilerine bakıldığında yurt dışı talepte daha belirgin olmak üzere toplam talepteki zayıf seyrin sürdüğü gözlendi. Firmaların geleceğe dair yatırım ve istihdam beklentilerinde ise Eylül ayı itibarıyla yılın ikinci çeyreğine kıyasla gerileme gerçekleşti. Bu dönemde yapılan saha görüşmelerden edinilen bilgiler de iktisadi faaliyete ilişkin söz konusu görünümü teyit ediyor.

Ağustos ayı itibarıyla üçüncü çeyrekte dönemlik bazda istihdam artışı iktisadi faaliyetteki ivme kaybı ile uyumlu olarak yavaşladı. Temmuz ve Ağustos aylarının ortalamaları itibarıyla mevsimsellikten arındırılmış olarak istihdam bir önceki çeyreğe göre yüzde 0,4 (116 bin kişi) oranında artarak salgın öncesi seviyesinin (Şubat 2020) yaklaşık 3,4 milyon kişi üzerinde gerçekleşti. Buna karşın, söz konusu artış oranı 2022 yılının ilk iki çeyreğindeki dönemlik bazda istihdam artışının (sırasıyla yüzde 0,7 ve yüzde 2,5) altında kaldı. Öte yandan, istihdam kazanımları benzer ekonomilere göre daha olumlu seyrediyor. Özellikle istihdam artışına katkı veren sektörler dikkate alındığında büyüme dinamiklerinin yapısal kazanımlarla desteklenmekte olduğu görüldü. Ağustos ayı itibarıyla 0,4 puan düşerek yüzde 52,8 seviyesine gerileyen çeyreklik bazda mevsimsellikten arındırılmış işgücüne katılım oranı salgın öncesi seviyesinin yaklaşık 2 puan üzerinde. Aylık bazda değerlendirildiğinde ise Ağustos ayında istihdamdaki artışın işsizlik oranı üzerindeki aşağı yönlü etkisi işgücüne katılımdaki artışın işsizlik oranı üzerindeki yukarı yönlü etkisini aştı. Böylece, işsizlik oranı gerilemiş ve bir önceki aya göre 0,4 puan azalarak yüzde 9,6 düzeyinde gerçekleşti. Anket göstergeleri ve yüksek frekanslı veriler ise istihdamdaki artış eğiliminin ivme kaybetmekle birlikte korunduğuna işaret ediyor.

Enerji ve altın ithalatındaki yüksek seyir cari işlemler dengesini olumsuz etkilemeye devam ediyor. Cari İşlemler Dengesi 2022 yılı Ağustos ayında 3,1 milyar dolar açık verirken, yıllıklandırılmış cari açık 4,2 milyar dolar artışla 40,9 milyar dolar seviyesine yükseldi. Eylül ayına ilişkin geçici dış ticaret verileri ve Ekim ayına ilişkin yüksek frekanslı veriler, ihracattaki ivme kaybının sürdüğüne işaret ediyor. Enerji ve altın hariç olarak sınırlı düzeyde yavaşlama kaydeden ithalat ise yüksek seyreden enerji ve altın ithalatının etkisiyle gücünü koruyor. Dış ticaret açığında enerji başta olmak üzere emtia fiyatlarındaki artış kaynaklı gözlenen yükselişe karşın hizmet gelirlerinde süregelen artış eğilimi cari işlemler dengesini desteklemeyi sürdürüyor. Büyümenin kompozisyonunda sürdürülebilir bileşenlerin payı artarken, kişi başına harcama tutarlarındaki artışın da etkisiyle turizmin cari işlemler dengesine beklentileri aşan güçlü katkısı devam ediyor. Bunun yanında, enerji fiyatlarındaki yüksek seyir ve ana ihracat pazarlarının resesyona girme olasılığı cari denge üzerindeki riskleri canlı tutuyor. Cari işlemler dengesinin sürdürülebilir seviyelerde kalıcı hale gelmesi, fiyat istikrarı için önem arz ediyor.

PARA POLİTİKASI

Para politikası duruşu, enflasyon görünümüne yönelik risklerin kaynağına, kalıcılığına ve para politikası ile ne ölçüde kontrol altına alınabileceğine dair değerlendirmeler dikkate alınarak, temkinli bir yaklaşımla sürdürülebilir fiyat istikrarı hedefine ulaşılması odağında belirlenecek.

Para politikasında sürdürülebilir fiyat istikrarı hedefi doğrultusunda finansal istikrara yönelik riskleri de gözeten liralaşma odaklı bir yaklaşım sergilenmeye devam edilecek. Kredilerin büyüme hızı ve erişilen finansman kaynaklarının amacına uygun şekilde iktisadi faaliyet ile buluşması yakından takip ediliyor. Ayrıca, son dönemde belirgin şekilde açılan politika-kredi faizi makasının ilan edilen makroihtiyati tedbirlerin katkısı ile geldiği denge yakından takip ediliyor. Kurul, parasal aktarım mekanizmasının etkinliğini destekleyecek araçlarını güçlendirmeye devam edecek.

Kurul, sürdürülebilir fiyat istikrarı ve finansal istikrarın güçlendirilmesi için atılan ve kararlılıkla uygulanan adımlar ile birlikte, küresel barış ortamının yeniden tesis edilmesiyle dezenflasyonist sürecin başlayacağını öngörüyor. Azalan dış talebin toplam talep koşulları ve üretim üzerindeki etkileri yakından izleniyor. Küresel büyümeye yönelik belirsizliklerin ve jeopolitik risklerin daha da arttığı bir dönemde sanayi üretiminde yakalanan ivmenin ve istihdamdaki artış trendinin sürdürülmesi açısından finansal koşulların destekleyici olması kritik önem arz ediyor. Bu çerçevede Kurul, politika faizinin 150 baz puan düşürülmesine karar vermiştir. Kurul, takip eden toplantıda da benzer bir adım atıldıktan sonra faiz indirim döngüsünün sona erdirilmesini gündeme alındı.

Fiyat istikrarının sürdürülebilir bir şekilde kurumsallaşması amacıyla TCMB’nin tüm politika araçlarında kalıcı ve güçlendirilmiş liralaşmayı teşvik eden geniş kapsamlı bir politika çerçevesi gözden geçirme süreci devam ediyor. Bu süreçte, politika araçlarının Türk lirası mevduat gelişiminin desteklenmesi, APİ fonlamasının teminat yapısında Türk lirası cinsi varlıkların artırılması, para takası (swap) miktarının kademeli şekilde azaltılması ve döviz rezervlerinin güçlendirilmesi istikametinde geliştirilmesine odaklanılacak.

Değerlendirme süreçleri tamamlanan kredi, teminat ve likidite politika adımları para politikası aktarım mekanizmasının etkinliğinin güçlendirilmesi için kullanılmaya devam edilecek. Uzun vadeli sabit getirili ve Türk lirası varlıklara talebin yükselerek getiri eğrisinin parasal aktarımın etkinliği yönündeki seyri yakından izleniyor. Kurul, kredilerin büyüme hızıyla birlikte, hedefli alanlarda verimlilik kazanımları sağlayan kredilerin finansman maliyetlerinin de aktarımın korunmasını sağlayacak şekilde gelişimini gözetecek.

Bu çerçevede, Türk lirası likiditesinde ve dağılımında yaşanan gelişmelerin mevduat ve kredi fiyatlamaları üzerindeki etkileri, döviz kurundaki gelişmelerin enflasyon üzerindeki etkileri, kur korumalı mevduat ürünlerine yönelik gelişmelerin ters para ikamesi, döviz piyasalarının derinliği ve istikrarı ve fiyat istikrarı üzerindeki etkileri analiz edilmekte ve gerekli politika tedbirleri oluşturulmaya devam ediliyor.

TCMB, fiyat istikrarı temel amacı doğrultusunda enflasyonda kalıcı düşüşe işaret eden güçlü göstergeler oluşana ve orta vadeli yüzde 5 hedefine ulaşıncaya kadar elindeki tüm araçları liralaşma stratejisi çerçevesinde kararlılıkla kullanmaya devam edecek.

Fiyatlar genel düzeyinde sağlanacak istikrar, ülke risk primlerindeki düşüş, ters para ikamesinin ve döviz rezervlerindeki artış eğiliminin sürmesi ve finansman maliyetlerinin kalıcı olarak gerilemesi yoluyla makroekonomik istikrarı ve finansal istikrarı olumlu etkileyecek. Böylelikle, yatırım, üretim ve istihdam artışının sağlıklı ve sürdürülebilir bir şekilde devamı için uygun zemin oluşacak.

Kurul, fiyat istikrarının sağlanması için, güçlü bir politika koordinasyonuyla tüm paydaşları içeren bütüncül bir makro politika bileşimi oluşturulmasını destekliyor.

Kurul, kararlarını şeffaf, öngörülebilir ve veri odaklı bir çerçevede almaya devam edecek.”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir