Fed’de şahin seslere yenisi eklendi

KÜRESEL PİYASALAR

Richmond Fed Başkanı Thomas Barkin, Fed’in Aralık ayı toplantısında takındığı daha şahin duruşa destek verdiğini ve Mart ayında bir faiz artırımına gidilmesinin akla yatkın olduğunu söyledi.

Wall Street Journal’a konuşan Barkin, “Aralık ayında aldığımız kararları destekliyorum. Tahvil alımı yoluyla ekonomiye teşvik sağlama sona erdirildiğinde faiz oranlarının artırılmasına açığım” ifadelerini kullandı.

Barkin, “Eğer şu anda sahip olduğumuza benzer işsizlik seviyesi olan, fiyat baskılarının yüksek olduğunu bir ekonominiz var ise, normalleşmeye doğru adım atmamız gerektiğini düşünüyorum. Fed’in Mart ayı FOMC toplantısında faiz oranlarını artırmasının kesinlikle makul olacağını düşünüyorum” diye konuştu.

Enflasyon baskılarının yılın ikinci yarısında hafiflemesini bekleyen Barken, tedarik zincirlerinde yaşanan sıkıntıların 2023 yılına kadar devam edebileceğini de vurguladı.

Fed/Bullard: Faiz artırımı Mart’ta başlamalı

St. Louis Fed Başkanı James Bullard ABD Merkez Bankası’nın enflasyondaki artış nedeniyle Mart’ta faiz artırmaya başlayabileceğini, bir sonraki adımda da bilançonun küçültülebileceğini belirtti.

Bullard CFA Society’deki konuşmasında Fed’in enflasyonu kontrol altına almak için Mart’ta faiz artırmaya başlaması gerektiğini savundu. Bullard “faiz artışları enflasyon gelişmelerine göre azaltılır veya artırılır” dedi.

Fed’in şahin isimlerinden olan Bullard geçen ayki toplantıda 2022 için 3 faiz artışından yana olduğunu açıklamıştı. Bullard faiz artışına erken başlamak gerektiğini, bu yaklaşımın daha çok veya daha az faiz artışı yapmak için Fed’e esneklik kazandıracağını belirtmişti.

Fed/Daly: Fed, bir veya iki faiz artırımından sonra bilançoyu daraltabilir

San Francisco Fed Başkanı Mary Daly yaptığı açıklamada, bu yıl kademeli faiz artışlarını desteklediğini ve Fed’in bir veya iki faiz artırımından sonra bilançoyu daraltmayı gündeme getirebileceğini söyledi.

Bu yıl kademeli faiz artışlarını desteklediğini açıklayan Daly, bilançonun daha erken daraltılmasını tercih ettiğini dile getirdi.

Daly, Fed’in ilk faiz artırımıyla aynı anda bilanço daraltmaya gitmeyeceğini, ancak bir veya iki faiz artırımından sonra bilançoyu daraltmayı gündeme getirebileceğini söyledi. Daly ayrıca, daha yatay bir faiz patikası ve bilançoda daha fazla eylem tercih ettiklerini belirtti.

IMF gelişmekte olan ülkelere Fed’in hızlı sıkılaşmasına hazır olma çağrısı yaptı

IMF gelişen piyasalara Fed uyarısı yaptı. Kurum, gelişmekte olan ülke ekonomilerinin Fed’den faiz artışına hazırlıklı olması gerektiğini, beklenenden hızlı faiz artışlarının finans piyasalarında oynaklık yaratabileceğini, sermaye çıkışlarını tetikleyeceğini ve para birimlerinde değer kaybına yol açacağını belirtti.

Kurumdan bugün yapılan açıklamada ABD ekonomisinde güçlü büyümenin süreceği, enflasyonun yıl sonuna doğru yavaşlayacağı öngörüldü. ABD politikasında kademeli sıkılaşmanın gelişen ülkelere etkisinin hafif olacağı belirtildi. Ancak geniş çaplı ücret enflasyonu veya devam eden arz zinciri sıkıntılarının fiyatları tahminlerden fazla yükseltebileceği ve enflasyon beklentilerinin de yükselebileceği, bu durumun Fed’in daha hızlı sıkılaşmasına yol açabileceği belirtildi.

Kurum, hızlı faiz artışı ve pandeminin devam etmesine atıfta bulunarak “gelişen ekonomiler ekonomik türbülansa hazırlıklı olmalı. Hızlı faiz artışı piyasaları sarsabilir ve küresel çapta finansal koşullar sıkılaşabilir. ABD’nin talebi yavaşlayabilir ve bu durum gelişen ülkelerde sermaye çıkışını ve para birimlerinde değer kaybını tetikleyebilir” yorumunu yaptı. IMF ayrıca güçlü enflasyonist baskıları olan ülkelerin faiz oranlarını artırması gerektiğini ve Merkez Bankalarının sıkılaşma politikası planlarına dair açık ve sürekli iletişim halinde olması gerektiğini dile getirdi.

St. Louis Fed Başkanı James Bullard bir konuşmasında Fed’in enflasyonla mücadele için tahminlerden daha önce, Mart ayı itibariyle faiz artışına başlaması gerektiğini belirtmişti.

Negatif faizli tahvillerin piyasa değeri Nisan 2020’den bu yana en düşük seviyede bulunuyor.

Küresel negatif faizli tahvil pazarının büyüklüğü salgının ilk dönemlerinin yaşandığı 2021’in Nisan ayından bu yana en düşük seviyeye geriledi.

Yeni yılın ilk haftası ortaya çıkan tabloya göre 2022’nin teması, “artan enflasyon beklentileri merkez bankalarının elini zorlarken, tahvil piyasalarında yeniden fiyatlama yaşanması” olacak gibi görünüyor.

Geçen hafta ABD tahvilleri bugüne kadarki en kötü ilk hafta performanslarını geride bırakırken, Alman tahvil getirileri de 2019’dan bu yana en yüksek seviyelerine çıktı.

Geçen hafta Avrupa Merkez Bankası Yönetim Konseyi Üyesi Martins Kazaks’ın enflasyon görünümünün güçlenmesi halinde adım atmakta tereddüt etmeyeceklerini söylemesinin ve Euro Bölgesi’nde enflasyon oranının aralık ayında beklenmedik şekilde %5 ile rekor seviyeye yükselmesinin ardından Almanya 10 yıllık tahvil getirisi geçen hafta -%0,38 ile pozitif bölgeye iyice yaklaştı.

Danske Bank, ECB’nin toplam niceliksel genişlemesini azaltmasıyla birlikte Euro Bölgesi’nde geçen yıl 392 milyar euro olan tahvil arz açığının bu yıl 75 milyar euro ile arz fazlasına dönmesini bekliyor.

TD Securities Avrupa Faiz Stratejisti Pooja Kumra da bu arz fazlasının tahvillerde satış baskısının sürmesine neden olacağını belirtirken, Alman 10 yıllık tahvil getirilerinin yıl sonunda %0,30’a çıkacağını öngördü.

JP Morgan stratejistleri, yükselen tahvil faizlerinden en olumlu etkilenecek sektörün bankacılık olduğunu belirtirken otomotiv, enerji, madencilik ve sigorta gibi sektörlerin de olumlu etkileneceğini söyledi.

JP Morgan, ABD’de tahvil faizlerinin yükselmeye devam edeceğini ve faizlerden pozitif etkilenen şirketler için ‘ağırlık artır’ tavsiyesini koruduklarını söyledi.

JP Morgan Stratejistleri, bankacılık sektörünün tahvil faizlerindeki yükselişten en olumlu etkilenenler olacağını belirtirken otomotiv, madencilik, enerji ve sigorta sektörlerinin de yükselen tahvil faizlerinden olumlu etkilenmesini bekliyor.

Sağlık, tüketim ürünleri ve enerji dağıtım şirketlerinin yükselen faizlerden negatif etkileneceğini belirten JP Morgan, enflasyon forwardları ve tahvil faizleri arasındaki farkın hala çok fazla olduğunu ama bunun faizlerin yükselmesiyle kapanacağını vurguladı.

JP Morgan stratejistleri, tahvil faizlerinin yükselmesinin ekonomik hareketliliğe negatif etkisinin çok önemli bir derecede olmayacağını söyledi.

Ünlü yatırımcı Mark Mobius da enflasyon risklerinin yeteri kadar fiyatlanmadığını, tahvil getirilerin daha da yükselebileceğini belirtti. Getirilerin yükselmesiyle teknoloji şirketlerinin değerlerinin düşeceğini ifade eden Mobius, gelir sağlayan ve temettü veren şirketlerin pozitif ayrışacağını öngördü.

Çin’in döviz rezervleri, Aralık ayında 6 yılın zirvesine tırmanarak 3,25 trilyon dolara ulaştı. Aralık ayında dolarda yaşanan zayıflama döviz rezervlerindeki bu yükselişte etkili oldu.

Çin’in döviz rezervleri Aralık ayında dolayın zayıflamasının diğer para birimlerini desteklemesiyle 6 yılın en yüksek seviyesine tırmandı. Çin’in döviz rezervleri 3,25 trilyon dolara ulaşırken, doların en çok işlem gördüğü para birimlerine karşı değerini ölçen Bloomberg Dolar Spot Endeksi Aralık ayında yüzde 0,8 geriledi.

Yıl sonuna doğru likidite ihtiyacının artmasıyla Çin Merkez Bankası bankacılık sistemine sunduğu kısa vadeli likiditeyi 2 ayın en yüksek seviyesine çıkarmıştı.

Banka, yılın son haftasında sisteme yedi günlük ters repo enstrümanıyla nette 190 milyar yuan (29,5 milyar dolar) likidite sunmuştu.

Ülkede kısa vadeli borçlanma maliyetlerine ilişkin göstergelerin yükselmesiyle bankalar arası piyasada likidite sıkışıklığı sinyalleri gelmişti. Çin Merkez Bankası bu sinyaller üzerine adım attı.

Altın fiyatları tahvil faizlerinin iki senenin zirvesine tırmanmasıyla geriledi. Tahvil faizlerindeki bu yükselişte Fed’in daha hızlı bir sıkılaşmaya gideceğine dair beklentiler ve politika yapıcıların açıklamaları etkili oldu.

Altın fiyatları, ABD Hazine tahvili faizlerindeki yükselişle baskı altında kalarak düşüşünü sürdürdü. Gram altın ise küresel altın fiyatlarındaki düşüşe rağmen dolar/TL’nin yüksek seviyelerde işlem görmeye devam etmesiyle 800 TL sınırında bulunuyor.

10 yıl vadeli ABD Hazine tahvilinin faizi yıl başından bu yana 25 baz puan artarak yüzde 1.76’ya ulaşarak iki yılın zirvesine tırmandı. Tahvil faizlerindeki bu yükselişte Fed’in daha hızlı bir sıkılaşmaya gideceğine dair beklentiler ve politika yapıcıların açıklamaları etkili oldu.

St. Louis Fed Başkanı James Bullard, perşembe günü yaptığı açıklamada politika yapıcıların Mart ayında politika yapıcıların hedef faiz oranlarını yükseltebileceğini ve enflasyona karşı atılan ikinci adım olarak Fed’in bilançosunu küçültmeye başlayabileceklerini belirtti.

Goldman Sachs ise 2022 yılında Fed’in dört faiz artırımı gerçekleştirmesini bekliyor. Jan Hatzius tarafından kaleme alınan araştırma notunda ABD iş gücü piyasasındaki toparlanma ve 14-15 Aralık’ta gerçekleşen Fed toplantı tutanaklarındaki şahin sinyaller daha hızlı bir normalleşmeye işaret ettiği bildirildi.

Hatzius, “Risklerin daha öncekinden daha erken bir sürece işaret etmesi sebebiyle bilanço küçültmesine ilişkin tahminimizi Aralık’tan Temmuz’a çekiyoruz. Bu noktada enflasyon yüksek ihtimalle hedeflenenin çok üzerinde kalacak. Mart, Haziran ve Eylül aylarında görmeyi beklediğimiz faiz artırımlarına Aralık ayını da ekledik” ifadelerini kullandı.

Fed’in son toplantısına ait tutanaklarda yetkililer Omikron varyantının ekonominin toparlanma patikasını değiştirmeyeceğini fakat arz sıkıntılarının beklenenden daha hızlı sürebileceğini öngördüklerini açıklamıştı.

Ons altın fiyatı

Ons altın, 2021’in son günlerindeki yükselişten sonra geçen haftaya 1.830 dolar civarında başlamıştı. Hafta ortasına kadar inişli çıkışlı bir seyir izleyen değerli metal, haftayı yüzde 2’den fazla düşüşle kapatmıştı. Yeni haftaya da düşüşle başlayan ons altın, 1.792 dolar civarında işlem görüyor.

Gram altın fiyatı

Gram altın, geçen haftanın başında 816 TL’ye kadar tırmandıktan sonra dolar/TL’deki düşüşle 750 TL civarına kadar gerilemişti. Hafta ortasında 800 TL sınırına çıpa atan gram altın, yeni haftaya da bu seviyelere yakın bir seyirle 796 TL civarında başladı.

Bloomberg Intelligence Analisti Tomasz Noetzel, özel bankaların 21 Ocak’a kadar döviz varlıklarının yüzde 10’unu Türk lirasına çevirmeleri gerektiğini, yoksa yeni zorunlu karşılık düzenlemesinden dolayı ödeyecekleri komisyonların vergi öncesi kârlarını etkileyebileceğini söyledi.

Bloomberg Intelligence Analisti Tomasz Noetzel, Türkiye’deki en büyük özel bankalar olan İş Bankası, Yapı Kredi, Garanti ve Akbank’ın 21 Ocak’a kadar döviz varlıklarının yüzde 10’unu Türk lirasına çevirmedikleri takdirde yeni zorunlu karşılık düzenlemesinden dolayı komisyon ödeyeceklerini ve bunun vergi öncesi kârlarını etkileyeceğini belirtti.

Dört özel bankanın döviz cinsi mevduatlarının toplamının 104 milyar dolar olduğuna dikkat çeken Noetzel, bunun toplam mevduatlarının yüzde 60’ını oluşturduğunu söyledi. Noetzel, bunun yüzde 10’unun 21 Ocak’a ve toplamda yüzde 20’sinin ise 18 Mart’a kadar Türk lirasına çevrilmediği takdirde bankaların yüzde 1,5 zorunlu karşılık komisyonu ödemek zorunda kalacağını söyledi.

Üçüncü çeyrek finansalları dikkate alındığında, bu çevirim yapılmadığı takdirde İş Bankası’nın vergi öncesi kârının yüzde 9’unun risk altında olduğunu vurgulayan Noetzel, geri kalan üç özel bankanın da vergi öncesi kârlarında yüzde 5-6’lık bir düşüş riskiyle karşı karşıya olduklarını dile getirdi.

TL mevduatta bankalara zorunlu karşılık teşviki

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, döviz mevduattan ve döviz cinsi katılım fonu hesaplarından, vadeli TL mevduata ve katılma hesaplarına dönüşen tutarlara zorunlu karşılık teşviki uygulayacağını açıklamıştı.

TCMB nezdindeki zorunlu karşılık ve ihbarlı döviz mevduat hesaplarında döviz olarak tutulan tutarlarla ilgili olarak şu açıklamaya yer verilmişti:

“ABD doları olarak tutulan döviz tutarlarının ABD doları cinsinden mevduat/katılım fonu (yurt dışı bankalar mevduatı/katılım fonu hariç) yükümlülükleri için tutulması gereken tutara kadar olan kısmı üzerinden yıllık 0,015 (yüzde 1,5) oranında komisyon alınmasına,

Euro ve ABD doları olarak tutulan döviz tutarlarının ABD doları dışındaki dövizler cinsinden mevduat/katılım fonu (yurt dışı bankalar mevduatı/katılım fonu hariç) yükümlülükleri için tutulması gereken tutara kadar olan kısmı üzerinden yıllık 0,015 (yüzde 1,5) oranında komisyon alınmasına,

2021/14 sayılı Türk Lirası Mevduat ve Katılma Hesaplarına Dönüşümün Desteklenmesi Hakkında Tebliğ kapsamında, 20/12/2021 tarihi itibarıyla mevcut olan ABD doları, Euro ve İngiliz Sterlini cinsinden döviz tevdiat hesapları ve döviz cinsinden katılım fonu hesaplarından vadeli Türk lirası mevduat ve katılma hesabına dönüşüm oranı 21/1/2022 yükümlülük tarihi itibarıyla yüzde 10,00 seviyesine ve 18/3/2022 yükümlülük tarihi itibarıyla yüzde 20,00 seviyesine ulaşan bankalara 2022 yılı sonuna kadar söz konusu komisyonların uygulanmamasına,

Söz konusu komisyonların zorunlu karşılık tesis dönemine ilişkin ortalama bakiyeler üzerinden hesaplanmasına, tahakkukunun üç ayda bir Mart, Haziran, Eylül, Aralık ayları sonunda gerçekleştirilmesine ve üç aylık dönemi izleyen ilk iş gününde tahsil edilmesine karar verilmiştir. Söz konusu değişiklikler 7/1/2022 tarihinde tesisi başlayacak olan 24/12/2021 tarihli yükümlülük döneminden itibaren geçerli olacaktır.”

Söz konusu değişiklikler 7 Ocak 2022 tarihinde tesisi başlayacak olan 24 Aralık 2021 tarihli yükümlülük döneminden itibaren geçerli olacak.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.