Deutche Bank/Akçelik: Savaş Türkiye’de enflasyon ve cari dengeyi olumsuz etkileyecek

Deutsche Bank Ekonomisti Fatih Akçelik Bloomgberg HT yayınına bağlanarak Rusya-Ukrayna savaşı ve Fed’in faiz artırımının Türkiye ve diğer ülke ekonomilerine etkilerini ve 2022’nin geri kalanı için beklentileri yorumladı.

Gelişmekte olan ülkelerde enflasyonla mücadele kapsamında faiz artışlarının başladığını gördüklerini kaydeden Akçelik, “Son dönemde Rusya ve Ukrayna savaşıyla birlikte uluslararası emtia fiyatlarında temelde de enerji ve gıda fiyatlarında ciddi bir artış gördük. Buna karşılık özellikle Doğu Avrupa, Latin Amerika ve Ortadoğu ülkelerinde de merkez bankalarının faiz artırımıyla karşılık verildiğini görüyoruz. Sadece gelişmekte olan ülkelerde değil gelişmiş ülkelerde de artık enflasyonun kalıcı olduğunu ve merkez bankalarının buna cevap vermek durumunda olduğunu görüyoruz.

Biz Fed’in yılsonuna kadar her toplantıda faiz artırımı yapacağını aynı zamanda Avrupa Merkez Bankası’nın da Eylül ayında faiz artırımlarına başlayacağını öngörüyoruz. Dolayısıyla merkez bankalarının genel tutumu enflasyona karşı mücadelede faiz artırımları şeklinde oluyor. Aynı zamanda enflasyonla mücadelede mali politikaların da kullanıldığını gördük. Özellikle Türkiye’de son iki ayda temel gıda ve elektrik fiyatlarında da bir vergi indirimine gidildi.

Bunun para politikasıyla birlikte desteklenmesiyle hem gelişmekte olan ülkelerde hem de gelişmiş ülkelerde enflasyonla mücadele yapıldığını görüyoruz. Önümüzdeki dönemde de genel itibarıyla bizim gelişmekte olan ülke merkez bankalarında beklentimiz parasal sıkılaşmanın devam edeceği şeklinde” dedi.

“Savaşın Türkiye’de enflasyon ve cari işlemler dengesine olumsuz etkisi olacak”

Yaşanan savaşın Türkiye özelinde enflasyon ve cari işlemler dengesine etkilerini de takip ettiklerini belirten Akçelik, “Geçen hafta Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati ile birlikte Londra’daki toplantıdaydık. En çok sorulan sorulardan biri bu savaşın Türkiye’de enflasyona ve cari işlemler dengesine nasıl bir etki yapacağı şeklindeydi. Biz genel olarak bunun enflasyonist ve cari açığı artırıcı bir gelişme olduğunu düşünüyoruz.

Olumlu tarafından bakarsak da Rusya ve Ukrayna’dan gelen turistlerin ortalama harcaması diğer yabancı turistlere göre daha düşük yani kişi bazında baktığımızda toplam turistlerin yüzde 27’sini oluştururken turizm gelirleri anlamında sadece yüzde 14’ünü oluşturuyor.

Ayrıca bu süreçte yapılan rezervasyonlara baktığımızda Almanya ve İngiltere’den ki bunu Ortadoğu’nun da takip edeceğini düşünüyoruz, turizmin artacağını düşünüyoruz. Kovid nedeniyle olan seyahat kısıtları önemli ölçüde azaldı. Bu beraberinde o bölgeden gelecek turistlerin Rusya ve Ukrayna tarafında kaybedilecek turistleri kısmen karşılayacağını düşünüyoruz.

“Brent petrolde her 10 dolarlık artış 5 milyar dolarlık açığa yol açıyor”

Brent petrol ve buğday başta olmak üzere gıda fiyatlarındaki artış cari işlemler dengesinde ciddi bir baskı oluşturacak. Bizim analizlerimize göre Brent petrolde her 10 dolarlık artış 5 milyar dolar civarında cari işlemler açığına yol açıyor. Bu varsayımlarımızı alt alta koyduğumuzda geçen yıldan daha yüksek bir cari açık bekliyoruz ve bu ister istemez kur tarafında bir baskı yaratacaktır” değerlendirmesinde bulundu.

Yılın geri kalanında cari işlemler açığını ve ve kur beklentilerine de değinen Akçelik, “Bizim cari işlemler açığı tahminimiz 25 milyar dolar seviyesinde yani bu gayrı safi yurt dışı hasılanın yüzde 3,5’ına tekabül ediyor. Kur tarafında görece KKM’ların gerçek kişiler tarafında vadeleri dolması sonrası gerçek kişilerin nasıl bir davranış sergileyeceğini takip edeceğiz.

“Son çeyrekte cari işlemler açığı oluşacak”

Haziran ve Ağustos dönemi içinse turizm gelirleri önemli olacaktır. O tarafta biz olumlu yandayız yani turizm gelirleri Türk lirasını önemli ölçüde destekleyecek. Bizim kaygılarımız daha çok son çeyreğe ilişkin. Son çeyrekte hem Hazine hem de bankaların ve şirketlerin dış borç ödemeleri fazla ve genelde kış aylarında Türkiye’de turizm gelirlerinin azalması ve enerji maliyetlerinin artmasıyla birlikte cari işlemler açığı oluşuyor. Bu bağlamda biz yakın dönem için kur tarafında çok olumsuz değiliz. Sürdürülebilir olduğunu düşünüyoruz.

Enflasyon tarafında yukarı giden bir seyir var ve eğer Rusya Ukrayna savaşı yılın ikinci yarısında da devam ederse gıda ve enerji fiyatları kaynaklı tahminlerimiz üzerinde riskler bulunuyor. Yılsonu tahminimiz yüzde 43 seviyesinde ancak yılın genelinde yüzde 60’ın üzerinde bir enflasyon bekliyoruz. Geçen yılın Aralık ayında olumlu baz etkileriyle ciddi bir düşüş göreceğiz son ayda. Dolayısıyla bu açıdan Türkiye’de enflasyonla mücadeleyi yılın geri kalanında daha çok konuşacağız” ifadelerini kullandı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.